BANDIRMA HABER

onder (Kopyala)
YAKUP ATAŞ’A SİYASİ LİNÇ Mİ?

Yerel seçimler yaklaşırken, şimdi de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin(AKP) Bandırma İlçe Örgütü’ndeki dalgalanmalar ve belediye başkan aday adaylarının durumuna bir göz atalım, isterseniz.
Önce, geçtiğimiz günlerde, Bursalı bir kuruluşa yaptırılan, “Bandırma Belediye Başkanlığında kimi görmek istersiniz?” sorusunun yöneltildiği ankete değinelim. Öncelikle belirtelim ki, bu ankette Bandırmalılara isimleri sorulan sekiz kişiden bazıları, bu görev için aday değiller aslında. Bunlar arasında Haluk Sur, Yakup Ataş, Mehmet Kılkışlı ve Halit Sezgin’i sayabiliriz, başta. Öyleyse, bu anketin “göstermelik” olduğu, adeta bu isimleri “siyasi meze” durumuna düşürmekten başka anlama gelmediği düşünülebilir. Çünkü listede yer alan bu sekiz isimden yalnızca Göksel Karlahan’ın, bence kararlılık ve tutarlılık göstererek aday adaylığını aylar önce açıkladığını biliyoruz. Haluk Sur, yıllardır Bandırma dışında yaşıyor ve önemli bir kurumun başında bulunuyor. Hem Bandırma’dan kopuk, hem siyasetten uzak ve Bandırma Belediye Başkan adayı olmak aklından bile geçmiyor. Mustafa Kılkışlı, “kesinlikle aday olmadığını” medyaya açıkladı. Ticaret Borsası’nın başarılı başkanı Halit Sezgin’in, siyasetten uzak ve beklentisiz olduğu, ankette isminin sorulmasına nezaketen ses çıkarmadığı biliniyor. Alp Bostancı ve Bora Öziş’in, adaylığa sıcak baktıklarını, ancak gelişmeleri bekleyip, hemen ortaya çıkmayıp, böylece de yıpranmamayı düşündükleri kanısındayım. Eti Maden İşletmeleri Bandırma Bor ve Asit Fabrikası Müdürü Recep Şekerci’nin, Bandırma Belediye Başkan adaylığını istediği, ancak gelişmelere göre hareket etmeyi yeğlediğini sanıyorum. Ama politikadan uzak olup, ankette isimlerinin sorulması konusunda kendilerinden izin bile alınmayan kişilerin, anket listesine konulmalarının, siyasi etiğe uyup uymadığını da takdirlerinize bırakıyorum.

ANKETTE YAKUP ATAŞ’A İLGİ
Gelelim, AKP anketinde kimin ilk sıralarda çıktığı konusuna. Yaptığım araştırmalar ve edindiğim izlenimler, ankette ilk sırada Yakup Ataş’ın yer alırken, onunla birlikte Bora Öziş ve Recep Şekerci’nin de başlarda bulunduğunu gösteriyor. İsmine genellikle oy verilmeyenler ise Mehmet Kılkışlı, Haluk Sur ve Halit Sezgin. Ancak, bu anketin kaç kişiye yöneltildiği ve anketin çok sağlıklı şekilde deneklere ulaşıp ulaşmadığı konusunda bir bilgim yok.

YAKUP ATAŞ’I YOK ETME OPERASYONU MU?
Yaptığım araştırmalardan ortaya çıkan bir gerçek de şudur:
AKP İlçe Yönetiminde, başta İlçe Başkanı Eşref Kasapoğlu olmak üzere bazı kişiler, Yakup Ataş’ın varlığından nedense rahatsızlar. Nitekim, bundan bir süre önce Kasapoğlu’nun, Ataş’a, “Ya ben, ya sen” demesi üzerine Ataş’ın, hem medyadan sorumlu ilçe başkan yardımcılığı, hem de yönetim kurulundan istifasını hemen ilettiği, ancak kısa bir süre sonra devreye giren Milletvekili Cemal Öztaylan’ın, bu istifayı geri aldırdığı biliniyor. Ama bilinen bir gerçek de şu ki, o dönemde, bir yayın organına sızdırılan ve 48 saat süreyle yayında kalan Ataş’ın istifa haberinin, gerçek dışı bir şekilde, Ataş’ın istifasını “Gezi Parkı” eylemlerine bağlanmaya çalışılması. Haberin bu bölümüne dikkatinizi çekmek istiyorum:
“Medyada çıkan haberlere ve AKP İlçe Başkanı Eşref Kasapoğlu’nun da ilk yaptığı açıklamada belirttiği üzere Yakup Ataş’ın istifasının, Gezi Parkı direnişi eylemlerinin sonrası olduğu ileri sürüldü. Yapılan yorumlarda, bu son dakika istifasının, partinin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Gezi Parkı olaylarında takındığı tutum olduğu söylenirken, Ataş’ın, Gezi Parkı direnişi eylemleri sonrasında partisinin hiçbir toplantısına katılmadığı belirtildi.”
Kim ve kimler tarafından yayın organına servis edildiği açık olan haberin hedefi belli. Yakup Ataş’ı, o günlerde çok hassas bir konu olan Gezi Parkı olayıyla vurup, Başbakan’ın gözünden düşürmek ve siyasi geleceğinin önüne taş koymak! Kısacası, siyasi linç!
Ancak bu hesaplar, Ataş’ın, oyunu görerek, istifasını geri alması olmak üzere Ataş’ın kişiliğini ve partiye bağlılığını bilenler tarafından inandırıcı bulunmayınca tutmuyor. Yapılmak istenen siyasi linç, böylece havada kalıyor. Tabii bunda, Ataş’ın, AKP yönetiminde bulunan başkan ve bazı kişilerin, daha önce çeşitli siyasi partilerde görev yaptıktan sonra AKP’ye gelmemesi ve partisinin felsefesine gönülden bağlılığı da etken oluyor.

ÖZTAYLAN, ELİNİ AÇMIYOR
Peki, yaklaşan yerel seçimler öncesinde AKP Balıkesir Milletvekili M. Cemal Öztaylan acaba ne düşünüyor? Öztaylan, bu konuda şimdilik suskunluğunu ve ketum tutumunu sürdürüyor. Her ne kadar, akrabası olan Recep Şekerci’ye medyada yöneltilen tüm eleştirilerin ardından onu korumaya çalışan açıklamalar yapsa da şimdilik net bir tavır göstermiyor. Kim bilir, belki de Erdek Belediye Başkanı Hüseyin Aysan’ın akrabası olmasının yanı sıra yine akrabası olan Recep Şekerci, kendisini düşündürüyor. “Hep senin akrabaların mı aday gösterilecek?” sorusuna muhatap olmayı şimdilik gereksiz görüyor, belki de. Tabii, bu arada oğlunu da Ankara’da siyasete hazırladığı düşünülürse…
Peki, bir süre önce yapılan ve bazıları aday olmadıkları halde Bandırmalılara isimleri sorulan sekiz kişiyle ilgili anket mi ne oluyor? Belli mi olur, bir de bakarsınız ki, Öztaylan, son anda ortaya çıkıp, “Madem aranızda anlaşamıyorsunuz, öyleyse ben belediye başkan adayıyım” deyivermiş! Olur mu, olur!
Ancak, AKP ilçe örgütünde görüştüğüm, gazetecilik ahlakı gereği isimleri bende saklı kalacak olan bazı isimler, artık şöyle düşünüyor:
“Madem ki bizler de yıllardır bu partinin safları içinde, partimizin başarısı için özveriyle görev yapıyoruz. Öyleyse artık bizim ve bizim gibi olanların da siyasetten beklediklerimizi almak, makamlara seçilmek hakkımızdır. Artık kimse bizden, ‘Padişahım çok yaşa!” dememizi beklemesin! Seçilmeyi anasının ak sütü gibi hak edenlerin yanında olacağız!”
AKP’de, önümüzdeki salı gününden başlayarak yeni gelişmelere hazır olmalıyız, bence.

1 Comment for this entry

  • KÖYLÜ 10.5 diyor ki:

    SN.Önder BALIKÇI size katılıyorum ama sadece GÜLMEKTEN KATILIYORUM…Demek ki o bahsedilen isimlerle bire-bir görüşülüp – görüşülmediğini siz AKP.NİN YÖNETİCİLERİNDEN daha iyi biliyosunuz ha…Ama o zaman neden öyle KANISINDAYIM – DÜŞÜNCESİNDEYİM yada DÜŞÜNÜYORUM gibi YUVARLAK KELİMELERLE sonlanıyor her cümleniz?