imag0369Anayasa referandumu yaklaştıkça Evet – Hayır cephesi tezlerini daha hararetli ortaya koymaya başladı. EVET diyenler yararlarını ülkeye getireceği faydaları anlatırken, HAYIR diyenler neden hayır dediklerini bile doğru dürüst açıklayamamaktadırlar. Kılıçdaroğlu genel seçim söylemlerinde bulunuyor iktidar partisine genel seçim meydanlarında söylenecek sözleri sarf edip Anayasa maddelerini hiç ağzına almıyor. Bahçeli kızgın bir uslupta ama Anayasa maddeleri hakkında görüş yok. Cindoruk Genel seçimde başkanı olduğu partisine oy vermediği halde partinin başkanı, Evet oyu vereceğini açıklayan Soylu ise partiden ihraç ediliyor. Marjinal İP, TKP, ÖDP gibi partilerde hayır cephesinde yer alıyor. BDP ise küstüm banane ben oynamıyorum havasında boykot u savunuyor. EVET diyenler AK Parti, BBP, SP, 12 Eylül Mağduru Ülkücü ve Solcular ile Adanan Menderes çizgisindeki DP liler olarak ortaya çıkıyor.
Şimdi üsteki kısa genel bakıştan sonra konuyu derinlemesine ele alalım. Hayır cephesi ağzında kem küm lafı gevelerken, kendileri dahi mantıklı bir cevap verememekte basın yada internette çamur at izi kalsın türünde beyhude söylemlerden hayır beklemektedirler. Bunlardan en basidi Yargı ele geçirilecek yalanı, bundan 18 yıl önce Adalet Bakanlığına 3000 hakim savcı atayan Moğultay ve Oktay aslında CHP adına bu bakanlığı çoktan elegeçirmişti. Değişiklikten sonra; zaten artık memurlar Kpss sınavı ile işe alınıyor. Hsyk üyelerinide yapılan değişiklik ile yargı kendi seçecek. Yani neyi kim ele geçirecek olsa olsa olacak olan 18 yıl önce ele geçirilen yargının kurtarılması gerçek manada tarafsız olmasıdır. Anayasa Mahkemesi üyelerini Cumhurbaşkanı atayınca orayıda ele geçirecekmiş Ak Parti. Bundan önce oraya üye atayan Evren, Özal, Demirel ve Sezer’in anayasa mahkemesine atadığı üyelerin aldığı 367 kararı, Başörtüsü kararı ve diğer entrikaların nasıl döndüğünü iyi bilen bu hayırcılar kullandıkları silahın kendilerine dönmesinden korkuyorlar. Adalet kılıcını silah olarak kullananların bunun gerçekten Adalet kılıcı olarak kullanılmasını hayal bile edememeleri normaldir. Nede olsa kişi karşısındakini kendi gibi bilirmiş. Bu yapı vatandaşına güvenmez bu ülkenin demokrat, adil ve özgürlükçü olacağına inanmaz. Hayırcıların bu hayırsız söylemleriyle kafanızı daha fazla yormak istemiyorum. Küstüm oynamıyorum diye BDP niye küsüyor, çünkü bir ülkede Demokrasi ve Özgürlükler artıyorsa o ülkede çatışmalar azalır. PKK’nın son dönemde arttırdığı terörün tek sebebi ülkedeki korku devleti yapısı sona ererse demokratik yapıda taban bulamayacağını biliyor. Bu sebeple aslında hepsinin karşı olduğu noktanın Demokratik, şeffaf ve özgürlükçü bir devlet olduğu aşikardır.
Gelelim neden EVET demeliyiz, Daha özgürlükçü bir Türkiye’nin kapısı aralanıyor. Kamu denetim kurulu(Ombusman) oluşuyor, Anayasa Mehkemesine bireysel başvuru hakkı veriliyor, Mahkemeler bağımsızlaşıyor, HSYK, Anayasa Mahkemesi, Demokratik ülkelerdeki kriterlere göre tanzim ediliyor. Kişisel veri güvenliği, Özürlüyü, Kadını, Çocukları daha koruyucu düzenlemeler geliyor, Yaş Kararları adli denetime tabi tutuluyor, Askeri Mahkemeler ast üst ilişkisine göre değil Yargının bağımsızlığına göre tanzim ediliyor. Memura toplu sözleşme ve uyarı kınama cezaları için yargıya gitme hakkı veriliyor. Bunun gibi pek çok düzenleme ile aslında Devlet Treni rayına oturuyor. Ülkemizde bugüne kadar devletin bürokratik kesimleri üstlerine vazife olmayan her işe karışmışlar, kandi işlerini ise doğru düzgün yapmamışlar. Geçmiş dönemde ellerinde bulunan makam ve mevkiyi ranta çevirenlerde az olmamış her devlet dairesi adeta bir ticarethaneye çevrilmiş alınan maaşlar bu rantın yanında cep harçlığı gibi kalmış. Seçilen iktidarlar ise bu bürokratik yapının sadece misafiri olmuş gelip gitmiş. Ama şimdi bu yapıyı ısrarla sürdürmeye çalışanların anlamadıkları konu Vatandaş’ın eski vatandaş olmadığıdır. Vatandaş Vergi verdiğini, SGK primi ödediğini bunların karşılığındada doğru drüst hizmet ve adalet almak istediğini artık biliyor. Bir odacı yada bekçi tarafından itilip kakılmak istemediğini onur ve itibar görmek istediğini biliyor. Bunu bilen vatandaş’ta demokratik yolla oy kullanarak iktidarı belirliyor. Ülke son 8 yılda meydana gelen hızlı değişim sağlık, eğitim, ulaşım, finans başta olmak üzere her sektörde gözle görülüyor. Buna rağmen 28 şubat süreci ve batan bankalar ile bu vatandaşın sırtına 50-100 milyar dolar borç yükleyen bürokrasi son dönemde 367, başörtüsü ve kapama davaları ile vatandaşa ekstra yük yüklemiştir. 367 kararı ile 2007 yılında en az 15 milyar dolarlık yatırımın önün kesilmiştir.
Referandum Evet yada Hayır sözcükleri gibi basit değildir. Mesele; Demokratik seçimle gelen, seçimle giden yaptığı icratlar ile herşeyden sadece iktidarın sorumlu olacağı bir yönetimmi istiyoruz. Yoksa bir misafir iktidar olsun millet seçim oyunu oynasın, biz Hsyk yı seçelim hsyk yargıtay danıştay üyerini seçsin, Yaş toplantılarında isteğimiz terfi etsin istemediğimize şut dışarı olsun. Askeri güç ve Adli ile İdari yargı güçü ile bütün bürokrasiyi sindirelim ülkeyide istediğimiz gibi yönetelim. Türünde bir ülkemi istiyorsunuz.
Türkiye 72 milyon nufusu ile her yıl yeni iş alanları ve gelişim göstermek zorundadır. Artan nufus her yıl okullarından mezun olan milyonlar iş, iyi bir gelecek ve iyi hayat standardı istiyor. Nufusu fazla fakat demokrasi ile yönetilmeyen ülkelerde refah ve gelişim düşünülemez. Bu sebeple Türkiye demokratik, denetlenebilir bir bürokratik sisteme sahip olmalıdır. Seçimle gelen iktidarda bu sistemi düzgün çalıştırmalı seçimlerdede halka hesap vermelidir. Halkın iradesine karşı çıkan, vatandaşını düşman gören korku devletini ve statükoyu savunmaya çalışan Hayır’dan bize HAYIR YOK.
Seçimle gelen seçimle giden iktidarı olan, Demokratik, Şeffaf, Özgürlükçü, Vatandaşa set olmayan, ufkunu açan Bir TÜRKİYE’YE EVET EVET EVET…..

Hasip Gültaş