Milletvekilliği ve başbakanlık tekliflerine kulaklarını tıkayan İhsan Doğramacı kurduğu üniversiteler kadar YÖK başkanlığındaki icraatları ile de hatırlanıyor.
Ölüm tehditleri alıyordu, bu da yetmemiş odasına bomba da konmuştu. Aile meclisi toplanıp karar vermişti: “Yaptıklarını takdir etmeyenler varsa bu iş ölmeye değmez, ayrıl artık.” Onun cevabı, aile bireylerini memnun etmemiş ama ondan beklenecek bir cevaptı: “Evet, bir gün çekileceğim ama ne zaman biliyor musunuz? Her şey yerli yerine oturup, kavga gürültü bitip, doğrunun ne olduğu ortaya çıktıktan sonra. Bu arada beni vururlarsa razıyım.”
Evet, çekileceği gün gelmişti. Bir-iki yıl öncesine kadar üniversitelerde hâkim olan kavga-gürültü bitmişti bugün; ama siyasi gündem için aynı şeyi söylemek doğru değildi. Hafta, gün, hatta her dakika başka ‘flaş’ bir gelişmenin yaşandığı, darbe ile demokrasi arasında tartışmaların yaşandığı Türkiye’den bahsedildiği anda emr-i Hak vaki oldu; 3 Nisan 1915 tarihinde Erbil’de dünyaya gelen İhsan Doğramacı, 95 yaşına az bir zaman kala vefat etti.
Uzun yaşamına, sağlık, eğitim ve iş adamlığı açısından bakıldığında hayata geçirilmiş pek çok başarı sığdırmıştı. Kurduğu üniversiteler, YÖK’teki başkanlık süreci, hem Türkiye hem kendisi bakımından altı kalın harflerle çizilecek süreçlerdi. Aynı şeyi siyaset hususunda söylemek söz konusu değildi. Siyasette ve hatta askerler nezdinde nüfuzu vardı mutlaka, ancak ara rejimlerde tepeden inip koltuğa oturmayı da halkın oylarıyla Meclis’e girip politika yapmayı da kabul etmedi.
Siyasete girme teklifini ilk kez Demokrat Parti’nin ikinci döneme hazırlandığı 1954 seçimlerinden önce Adnan Menderes’ten aldı. Prof. Dr. Muzaffer Akman’ın anlatımına göre, 27 Mayıs 1960’ta, evinden alınarak darbenin lideri yapılıp cumhurbaşkanlığına getirilen Cemal Gürsel ile Orgeneral Fahri Özdilek, Doğramacı’ya başbakanlık önermişti. Bu, aslında aldığı ikinci teklifti. Ardından, bizzat Sadettin Bilgiç’in ilettiği, 1965 senesinde yaşanan siyasi karmaşa ortamında parlamento dışından başbakan olması teklifini de kabul etmemişti. 1983 senesinde, Turgut Özal da kabinesini kurarken onu dışişleri bakanı olarak görmek istemiş, o da yerine Vahit Halefoğlu’nu önermişti. Davetlerin hepsini de “Başladığım işi bitirmek istiyorum” diyerek geri çevirmişti.
İhsan Doğramacı, o zamanlar Osmanlı sınırları içinde yer alan Erbil’de dünyaya gelmişti. Bölgede nüfuzlu bir aileye mensuptu. Dördüncü Murat zamanında yaşadığı belirtilen Doğramacızade Kara Mehmed’in soyundan gelen İhsan Doğramacı, Erbil’de belediye başkanlığı yapmış, Irak Ayan Meclisi üyeliğinde bulunmuş Doğramacızade Ali Paşa’nın oğluydu. Annesi ise Meclis-i Mebusan üyesi Kırdarzade Mehmet Ali Bey’in kızı İsmet Hanım’dı.
Ailenin bu kolu, Osman Hamdi’den Okyar ve Eldem’lere kadar hısımlık yoluyla uzanıyordu. Meclis-i Mebusan üyesi Kırdarzade Mehmet Ali Bey’in Behiye Hanım’la evliliğinden İsmet Hanım dışında Necip, Nüzhet, gazeteci Edibe Dolu ile evlenmiş Doç. Dr. Ümit, Sami ve Hayriye adlarında çocukları olmuştu.
Hayriye Hanım, İstanbul eski vali ve belediye başkanlığı ile sağlık bakanlığı yapmış Lütfi Kırdar’ın eşi idi. Lütfi Kırdar’ın amcazadesi, 1909-1964 arasında yaşayıp, Adalet Partisi’nden İstanbul Senatörlüğü yapmış Sami Kırdar ise Fethi Okyar-Galibe (Eldem) çiftinin kızı Nermin Hanım’la evlenmişti. Bilindiği gibi Fethi Okyar’ın eşi Galibe Hanım, nümizmatik İsmail Galip Paşa’nın torunu, İsmail Hakkı Eldem’in kızı, cumhuriyet döneminin önemli mimarlarından Prof. Dr. Sedat Hakkı, Vedat ve Sadi Eldem’in de kardeşiydi. Hariciyeci Sadi Eldem de, Naciye Sultan’ın Mehmet Kamil Killigil’den olan kızı Rana Hanımsultan’la evlenmişti. Naciye Sultan, Enver Paşa’nın vefatı sonrasında kayınbiraderi Mehmet Kamil Bey ile birleştirmişti hayatını. Rana Hanımsultan, Boğaziçi Üniversitesi’nde ders veren Prof. Dr. Edhem Eldem’in annesiydi.
İsmail Galip Bey, Türk müzeciliğinin kurucusu, ressam Osman Hamdi Bey’in de kardeşiydi. Bir diğer kardeşleri Mustafa Bey ise Ekrem ve Cemal Reşit Rey kardeşlerin dedesiydi. Bu ailenin hikayesi, Sakız adasında Rum bir ailenin çocuğu olarak doğan, Nafia ve Ticaret Nazırlığı ve Encümen-i dâniş üyeliği yapıp, sadrazamlığa kadar yükselen asıl adı bilinmeyen İsmail Galip ve Osman Hamdi Bey’lerin babası İbrahim Ethem Paşa ile başlamıştı. Yani Doğramacızade ailesinin, kız alarak akraba olduğu Kırdarzade ailesinin hısımları Türkiye’de pek çok alanda tanınmış ve söz sahibi kişilerdi.
Neyse konuyu çok dağıtmayalım. Biz Erbil’e, Doğramacı ailesine geri dönelim. Doğramacızade Ali Paşa’nın İsmet Kırdar Hanım’la evliliğinden altı çocuğu olmuştu. Tahsin, Sadiye (Çelebi), Remziye, Fahriye, Emel ve İhsan. Çocukların içinde en büyükleri olan ve Erbil Kalesi’nde dünyaya gelen İhsan Doğramacı, ilkokula Erbil’de başlar. Lozan Antlaşması ile Musul vilayeti İngiliz Mandası’na bırakılınca, Türkçe eğitim de yasaklanır. İhsan Doğramacı, bunun üzerine ortaokul ve lise eğitimi için Beyrut’taki Amerikan Koleji’ne gönderilir.
Ailesi avukat olmasını isterken onun aklında doktorluk vardır. Yaşı küçük olduğundan Bağdat Tıp Fakültesi’ne gidene kadar Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde bir yıl edebiyat bölümüne devam eder. Ardından üç yıl Bağdat’ta tıp tahsili görüp İstanbul Tıp Fakültesi’ne gelir. Bir sınava tabi tutulup çok başarılı bulununca beşinci sınıftan tahsiline devam eder. 1938 yılında ise okulu birincilikle bitirir. İkinci Dünya Savaşı başladığında o, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı olmuştur artık. Teyzesi Hayriye Hanım’ın eşi, o sırada Manisa Valisi olan Lütfi Kırdar’ın evinde misafir iken Ankara Numune Hastanesi Çocuk Kliniği Şefi, o yıllarda Almanya’dan Türkiye’ye göç eden Musevi bilim adamlarından olan Prof. Dr. Albert Eckstein ile karşılaşması, hayatının dönüm noktası olur. Ve onun yanında çalışmaya başlar.
1942 yılında ise Irak eski başbakanlarından Hikmet Süleyman ile Dağıstanlı Müşir Mehmet Fazıl Paşa’nın kızı Hacer Dağıstanlı Hanım’ın kızları, aynı zamanda Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’nın da yeğeni olan Ayser Hanım ile birleştirir hayatını. Bu evlilikten, Büyükelçi Hatay Savaşçı ile evlenen Şermin, Ali ve Osman adında üç çocuğu dünyaya gelen İhsan Doğramacı, 1944 yılında kazandığı bursla Harvard Üniversitesi’nde eğitimini devam ettirir. Ardından da Boston ve Washington’da üniversitelerde araştırmalarına devam eder, dersler verir. 1946 yılında Dünya Sağlık Örgütü’nün kuruluşuna imza atanlardan olan Doğramacı, Amerika’daki tekliflere rağmen Türkiye’ye dönüp Ankara Üniversitesi’nde ders vermeye başlar.
Kafasına koyduğunu gerçekleştirmede çok kararlı bir mizacı olan İhsan Doğramacı, UNOCEF başta olmak üzere Uluslararası Çocuk Merkezi, Uluslararası Pediatri Kurumu, Dünya Sağlık Asamblesi gibi kuruluşlarda üyelik veya başkanlıklar yapar. 1949’da doçentliğini, 1955’te de profesörlüğünü alır. Bu arada, kendisini çekemeyenlerin yaydıkları ‘komünisttir’ şeklindeki iddiayı, Aydın Menderes’in doktoru olması hasebiyle Berrin Hanım kanalıyla Adnan Menderes’e ulaştırır. Sorun çözülür. Bu kadar azimli olması akademik kıskançlığın temelini oluşturmuştur.
Hacettepe Çocuk Sağlığı Enstitüsü ve Çocuk Hastanesi başta olmak üzere Türkiye’de, alanında ilk sayılacak okullara da imza atar. Hemşirelik yüksekokulu bunlardan biridir mesela. Erzurum, Karadeniz Teknik üniversitelerindeki tıp fakültelerinin kurulmasına katkılarının dışında 1967’de Hacettepe, 1981’de Kayseri Erciyes ile 1984 yılında da Türkiye’nin ilk vakıf üniversitesi Bilkent’i ortaya çıkarır. Samsun 19 Mayıs, Sivas Cumhuriyet ile Eskişehir Anadolu üniversitelerinin kuruluşlarına da katkısı bulunan İhsan Hoca, nam-ı diğer Hoca Bey, 1963-65 yılları arasında Ankara Üniversitesi Rektörü olur. Kanunla rektörlüğün süresi uzatılınca, Hacettepe Üniversitesi’nde 1967’den 75’e kadar bu görevde bulunur.
Uzun yıllar idarecilik yaptığından mesleki konularda geri kaldığını fark eder. Bu yüzden 1977 yılında kendini de geliştirmek üzere Paris Descartes Üniversitesi’nde konuk profesör unvanıyla derslere giren Doğramacı için kamuoyunda asıl tartışmalı dönem, 12 Eylül darbesinin bir uzantısı olarak görülen Yükseköğretim Kurulu (YÖK) başkanlığı dönemi olacaktır. Doğramacı döneminde üniversiteler özgürlüklerinden çok şey kaybeder. 80 öncesi bilinçli veya bilinçsiz oluşturulan anarşi ortamının etkisiyle askerlerin de üniversitelerde ‘süt liman’ bir ortam istemesidir bunun sebebi. Bunun neticesinde, 1402 sayılı kanuna dayanılarak pek çok öğretim görevlisi ve üyesi üniversitelerden uzaklaştırılır, öğrenciler disiplin soruşturmasından geçer. Başörtüsü-türban tartışmaları yeniden alevlenir bu dönemde. Belki kolayca üretilebilecek çözüm, çözümsüz hâl alarak günümüze kadar Türkiye’nin gündeminden çıkmaz.
Doğramacı, 1992 yılında YÖK Kanunu’nda yapılan değişikliğe tepki olarak görevinden istifa eder. İstifasının sebebi ‘üniversite yöneticilerinin tüm öğretim üyelerince aday gösterilerek seçilmesidir.’ Zira, bu tarihten önce ‘YÖK öneride bulunur, cumhurbaşkanı atardı.’
İngilizce, Almanca, Arapça, Farsça, İbranice, Fransızca bilen Doğramacı 90’lı yaşlarında yakın da İtalyanca öğrenmeye başlamıştı. Lehçe de konuşan Hoca Bey’in, son yıllarda da Çinceyle alakadar olduğu söyleniyordu.
Hayatı boyunca hem yurt içinde hem de uluslararası düzeyde aldığı o kadar ödül ve unvan vardı ki onları kısaca ancak ‘sayısız’ diyerek not edebiliriz buraya. Çünkü sadece onları yazmak bile gerçekten bu sayfaları doldurmaya yeter. Pek çok vakıf kuran, TBMM Onur Ödülü sahibi de olan İhsan Doğramacı, iş adamı olarak da en az üniversitedeki kadar göze batan işlere imza atmıştı. Tepe Grubu adı altında TAV, Tepe Home, Tepe İnşaat, Tepe Savunma, Cinemaxx, Meteksan Sistem ve Bilgisayar Teknolojileri gibi çok sayıda şirketin icracısı olan Doğramacızade İhsan Bey, bir dönem intihalle de suçlanmış ama Yargıtay kendisini temize çıkarmıştı.

![TIKLA [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLA-1024x7683.jpg)


![TIKLA123 [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLA123-1024x7681.jpg)

![TIKLA1 [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLA1-1024x7685.jpg)
![TIKLA [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLA-1024x7686.jpg)
![TIKLAYIN [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLAYIN-1024x76810.jpg)
![TIKLAYIN1 [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLAYIN1-1024x7688.jpg)
![TIKLA [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLA-1024x7682.jpg)
![TIKLA1 [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLA1-1024x7683.jpg)
![TIKLA [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLA-1024x7681.jpg)
![TIKLA1 [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLA1-1024x7682.jpg)
![TIKLA [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLA-1024x768.jpg)
![TIKLA1 [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLA1-1024x7681.jpg)
![SAAT TIKLAYIN [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/SAAT-TIKLAYIN-1024x768.jpg)
![PENSE TIKLAYIN [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/PENSE-TIKLAYIN-1024x768.jpg)
![TIKLAYIN [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLAYIN-1024x768.jpg)
![TIKLAYIN1 [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLAYIN1-1024x768.jpg)
![TIKLAYIN1 [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLAYIN1-1024x7681.jpg)
![TIKLAYIN [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLAYIN-1024x7681.jpg)
![TIKLAYIN [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLAYIN-1024x7682.jpg)
![TIKLAYIN1 [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLAYIN1-1024x7682.jpg)
![TIKLAYIN [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLAYIN-1024x7683.jpg)
![TIKLAYIN1 [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLAYIN1-1024x7683.jpg)
![GOLDEN FER [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/GOLDEN-FER-1024x768.jpg)
![TIKLAYIN [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLAYIN-1024x7684.jpg)
![TIKLAYIN [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLAYIN-1024x7685.jpg)
![TIKLAYIN1JPG [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLAYIN1JPG-1024x768.jpg)
![TIKLAYIN [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLAYIN-1024x7686.jpg)
![TIKLAYIN1 [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLAYIN1-1024x7684.jpg)
![SAMSUNG [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/SAMSUNG-1024x768.jpg)
![İPHONE 3-4 [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/İPHONE-3-4-1024x768.jpg)
![BEL2 - Kopya [1024x768] [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/BEL2-Kopya-1024x768-1024x768.jpg)
![DANIEL KLEIN ERKEK [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/DANIEL-KLEIN-ERKEK-1024x768.jpg)
![TIKLA1 [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLA1-1024x768.jpg)
![TIKLA2 [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLA2-1024x768.jpg)
![TIKLA3 [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLA3-1024x768.jpg)
![TIKLA4 [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLA4-1024x768.jpg)
![TIKLA5 [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLA5-1024x768.jpg)

![GÖKSEL KARLAHAN [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/GÖKSEL-KARLAHAN-1024x7681.jpeg)



![TIKLA [1024x768]](http://www.bandirmahaber.net/wp-content/uploads/TIKLA-1024x7685.jpg)

