TÜSİAD’da ses de var, görüntü de…

Posted by admin3 on Pazartesi, Mart 1, 2010, 14:00
Bu Yazı 4 Kategorisinde ve 0 Yorum var.

501Türkiye’nin kritik dönemeçlerinde demokrasiden yana tavır koyamayan TÜSİAD, Ümit Boyner’in başkanlığındaki ilk toplantısında güçlü demokrasi vurgusuyla destek topladı.
Geçen haftanın ekonomi gündemini, Türk Sanayici ve İş Adamları Derneği’nin (TÜSİAD) yeni başkanı Ümit Boyner’in sözleri belirledi. Başkan seçildiği 21 Ocak’taki genel kurulun ardından ilk kez basının karşısına çıkan Boyner, kendisine yönelik ‘demokrasi’ beklentisini boşa çıkarmadı ve temsil ettiği kurum açısından oldukça radikal sayılabilecek bir çıkış yaptı. 39 yıldır Türkiye’nin en etkili iş dünyası kuruluşu olmuş, özellikle koalisyonlar döneminde sadece ekonomi değil, siyaset üzerinde de belirleyici rol üstlenmiş bir kurum TÜSİAD. Son yıllarda ve özellikle AK Parti iktidarı döneminde artık siyaset üzerindeki etkisini kaybeden, Ankara’nın aldığı ekonomik kararlardaki belirleyiciliğini yitiren, sivil toplumdan çok ciddi eleştiriler alan ve iş dünyasının yeni aktörleriyle rol paylaşımına gitmek zorunda kalan dernek, Ümit Boyner ile yeniden güç tazelemek istiyor. Yeni başkanın ilk çıkışı, bu gücü korumanın demokrasiden geçtiğinin, derneğin yeni yönetimi tarafından keşfedildiğini gösteriyor. 2010-2011 faaliyet programını bir basın toplantısıyla paylaşan Boyner’in, ekonomik değerlendirme ve tahminleri değil, asker-sivil ilişkilerine yönelik tespitleri gündem oluşturdu. Ekonomiden dış politikaya, asker-sivil ilişkilerinden demokratikleşmeye, siyasi tartışmalardan Kürt ve Alevi meselesine kadar her konuda değerlendirmeler yaptı. Boyner’in bütün bu konulara yönelik yaklaşımları hep çözüm odaklıydı. Bazı konularda ise ezberleri bozan yaklaşımları vardı genç başkanın. Mesela katsayı meselesini Millî Eğitim Bakanlığı ile YÖK’ün çözmesi gerektiğini vurguladı. İmam - hatiplerin meslek lisesi tartışmasının dışına çıkılarak örgün eğitim içinde ele alınabileceğini söyledi. Ailelerin ‘imam olma’ gerekçesi dışında çocuklarını neden imam-hatip liselerine gönderdikleri üzerinde düşünülmesini istedi: “Aileler çocuklarını niye imam-hatibe yolluyorlar? Belli ki meslek dışında da bir arzuları var. Bunu iyi analiz etmek gerekiyor. Onun için bu tartışmanın başlaması gerekiyor. Dinî ve etnik kimliği ne olursa olsun hiç kimsenin yükseköğrenim alma hakkı engellenemez.”

Devletin, Kürt ve Alevi vatandaşları ile barışmasının önemine de değindi Boyner. Ayrımsız ve her vatandaşı kucaklayan yeni bir toplumsal sözleşme önerdi. Yüzde 10 seçim barajını eleştirdi. Kıbrıs için de proaktif politika istedi. Boyner ayrıca, acilen yeni bir ekonomik model ve yeni sanayi stratejisinin de hazırlanmasını talep etti. Cumhurbaşkanı’nın aksine, yeni anayasa için geç olmadığını da belirten TÜSİAD Başkanı, anayasanın değişmesinin şart olduğunu vurguladı. Bütün bunlarla birlikte konuşmanın en fazla ses getiren bölümü, asker-sivil ilişkileri meselesiydi. Askerin sivil otoriteye tabi olması gerektiğini, bunun tartışmasının olmadığını vurgulayan Boyner, Genel Kurmay Başkanı’nın ‘bildiklerimizi anlatırız’ yaklaşımını bir tehdit olarak değerlendirdi ve Türkiye’ye yakışmadığının altını çizdi.

Boyner’in şu ifadelerini kayıtlara bir kez daha geçirmek gerekiyor: “Demokrasilerde silahlı kuvvetlerin rolü belli. Sivil hükûmetlerin ve kamu kurumlarının rolleri de belli. Bu rolün dışında bir tutum ve tavır, çoğulcu parlamenter demokrasilerde anlayışla karşılanmaz. Bunun hiçbir açıklaması yapılamaz. Böyle bir düzenleme var ise bununla ilgili girişim hemen yapılır ve düzeltilir. Bunun da tartışması olmaz. Hukuk devleti, hiçbir kişi veya kuruma mutlak bir dokunulmazlığın sağlanmadığı bir düzendir. Demokratik bir toplumda kurumundan bağımsız olarak, tüm kamu görevlileri de her türlü eyleminden ötürü gereğinde yargı önünde hesap verebilirler. Türkiye’de demokrasinin sivilleşmesi askerî bürokrasinin, bürokrasimizin tüm kesimleri gibi siyasal otoriteye tabi olmasını ve kamu yönetiminde gerçekleştirilen iş bölümü gereği, ulusal savunma görevini yerine getirmek üzere düzenlenmesini gerektiriyor.’’

TÜSİAD İLK KEZ TAM DESTEK ALDI

Ümit Boyner’in başkan sıfatıyla basının karşısına çıktığı ilk toplantıda kullandığı ifadeler, TÜSİAD’ın yakın tarihteki yaklaşımlarıyla birlikte değerlendirildiğinde daha da anlamlı hâle geliyor. Çünkü dernekle ilgili en temel eleştirilerden biri, Türkiye’nin demokratikleşme sürecindeki kritik dönemeçlerin hiçbirinde, demokrasiden yana net tavır alamamasıydı. Özellikle asker - sivil ilişkileri söz konusu olduğunda, mesela 28 Şubat, 27 Nisan e - muhtırası gibi antidemokratik süreçlerde, TÜSİAD’ın demokrasi notu hep kırıktı. Türkiye demokrasisine darbe vuran bu olaylar karşısında o zamanın başkanlarından bir demokrasi çıkışı gelmemişti. Öyle ki, 1997’de yönetim kurulu üyesi Dr. Can Paker’in girişimleriyle hazırlanan meşhur demokratik standartların yükseltilmesi raporu, dernek içinde bile ciddi eleştiri almış, o raporu hazırlatan yönetim kurulu, genel kurulda ibra edilmemişti. Böyle sorunlu bir demokratik kültürden gelen, kritik dönemlerde sivillerden ve sivilleşmeden yana tavır koyamayan ve her zaman devlete yaslanmayı tercih eden, üyelerinin ekonomik anlamdaki büyümelerinde de, Ankara’nın aldığı kararların büyük etkisi olan bir iş dünyası kuruluşundan, şimdi sivil ve demokratik bir ses yükseliyor. Boyner’in çıkışı bu açıdan büyük önem taşıyor.

Meselenin TÜSİAD ayağı böyle ancak bir de bu çıkışın yansımalarına bakmak gerekiyor. Her gazete kendi bakış açısıyla toplantıyı verdi. Ortak nokta, haberin büyük ve birinci sayfalardan görülmesiydi. Ümit Boyner’in çıkışının medyadaki asıl yansıması ise bir sonraki gün oldu. Toplantıda verilen mesajlar, özellikle demokrat ve muhafazakâr medyada geniş yankı buldu. Bugüne kadar derneği en sert dille eleştiren gazeteler ve köşe yazarları, başkanın mesajlarını ve yaklaşımlarını övdü. Basın toplantısının haberlerini ikinci gün de devam ettiren ve diğer iş dünyası kuruluşlarının konu hakkındaki görüşlerini alan Star Gazetesi, ‘TÜSİAD’a ilk kez tam destek geldi’ yorumunu yaptı. Yeni Şafak da, bir gün önce manşetten verdiği haberi yine aynı büyüklükte devam ettirerek, iş dünyası ve bazı sendikaların ağzından, katsayı konusunda ‘imam-hatip açılımı sorunu çözer’ başlığını attı. Boyner’in çözüm odaklı yaklaşımı ve eğitim hakkına yaptığı vurgu, hükûmet çevreleri, iş dünyası, bazı sendikalar ve köşe yazarlarının bir bölümünden büyük destek aldı. İşin ilginç yanı, TÜSİAD’ın 39 yıllık tarihinde belki ilk kez, kendisine mesafeli duran kesimlerden ciddi destek almayı başarmasıydı.

MESELE BAŞKANIN DEĞİŞMESİ Mİ?

Peki, TÜSİAD nasıl bu noktaya geldi? Sadece başkanın değişmesi, bu meseleyi izah etmeye yetmez. Ümit Boyner’in demokrat kişiliği daha önceden de biliniyor. Ancak başkan kadar, tabandaki değişimi de görmek gerekiyor. Yıllarca Türkiye’nin İstanbul merkezli kalburüstü sermaye kesimine hitap eden dernek, artık 600’ü bulan üye sayısıyla Anadolu’da ciddi bir tabana sahip. Anadolu sermayesinin gelişimi, bu gelişmenin ürettiği orta sınıf, sadece ülkeyi değil, TÜSİAD gibi kurumları da etkiliyor. Yine ülkenin gittikçe güçlenen ekonomik yapısı, uzun yıllar sonra sağlanan siyasi iktidar, medya patronları veya sermaye sahiplerinin bir işaretiyle hükûmet devirme meselesinin artık tarih olması da, bu sürecin önemli bileşenlerinden. Aynı şekilde, TÜSİAD’ın ekonomideki tek ses olma özelliğini kaybetmesi, TOBB, TUSKON ve MÜSİAD gibi yapıların ciddi alternatifler olarak ortaya çıkması ve Anadolu’daki sanayi odalarının etkinliklerinin artması gibi gelişmeleri de bu sürece eklemek gerekiyor. Ümit Boyner’in kişiliğinin, Türkiye’nin değişimi ve mevcut konjonktürle aynı doğrultuda olmasının en önemli etkisi, belki zamana yayılması beklenen bir süreci, bir anda hızlandırması oldu.

Şimdiki soru, bu sürecin devam edip etmeyeceği noktasında kilitleniyor. Bugüne kadar Türkiye’nin kaderinde rol oynamış bütün resmî ve sivil kurumlarda olduğu gibi TÜSİAD içinde de değişime direnen ‘derin’ bir yapı var. Ümit Boyner’in demokrat çıkışlarının bu yapıdan ciddi tepkiler alacağı da biliniyor. Yeni başkanın kulağı mutlaka çekilecektir. Kamuoyu, içeriden gelecek tepkilerin derneğin ve başkanın yeni çizgisinde ne kadar etkili olacağını, TÜSİAD’da statükonun mu yoksa değişimin mi kazanacağını, asker - sivil ilişkilerine yönelik ilk önemli gelişmede test etme imkânı bulacak.

Ekonomide iyimser

TÜSİAD’ın 2010-2011 perspektifini anlattığı basın toplantısının en önemli boyutu elbette ekonomik tespitler ve beklentilerdi. Ülkedeki ekonomik aktivitenin yüzde 60-70’ni elinde tutan bir iş dünyası kuruluşunun, ekonomiye dönük öngörüleri çok önemli olsa da, Türkiye’nin gerilimli siyasi gündemi, tartışmaların yönünü bir anda değiştiriyor. Bu açıdan Ümit Boyner’in ekonomiye dönük beklentilerinin de altını çizmek gerekiyor. Her şeyden önemlisi, TÜSİAD ekonomide iyimser bir görüşe sahip. Başkanın, “Bizim moralimiz iyi.” demesi önemli. Verimlilik tabanlı büyüme isteyen TÜSİAD, ekonomide 15 temel konunun sürekli altını çiziyor. Bunlar aslında, Türkiye için ekonomide yapısal bir dönüşümün ve kalkınmanın anahtarı konumunda. Bu 15 başlık şu şekilde sıralanıyor: “Girişimcilik, eğitim-beşerî sermayenin kalitesi ve bilgi toplumu, teknoloji ve yenilik kapasitesi, piyasa ekonomisi ve rekabet hukuku, fikrî ve sinai haklar, makro ekonomik istikrar, endüstriyel organizasyon, işgücü piyasasında esneklik, vergi politikası ve kayıt dışı ekonomi, enerji piyasasının liberalleşmesi ve enerjide arz güvenliği, düzenleyici kurumlar ve düzenlemenin azaltılması, sosyal güvenlik ve sağlık, sanayi stratejisi ve bölgesel kalkınma, iklim değişikliği, finansal piyasa derinliği.”

Ümit Boyner, dünyada yaşanan küresel dalgalanmadan etkilenmemenin imkânsız olduğunun altını çizerek, “Kriz deneyimi olan bir ülkeyiz. Artık en önemli öncelik bir an önce hızlı büyüme sürecine dönmek.” ifadesini kullandı. Türkiye’nin 2010 itibariyle tedrici bir büyüme sürecine girdiği tespitini de yapan Boyner, TÜSİAD’ın büyüme için 3 farklı senaryosu olduğunun altını çizdi. Kötümser senaryoda Türkiye 2010’u yüzde 1,4 büyüme ile kapatıyor, baz senaryoda bu oran 3,8, iyimser senaryoya göreyse büyüme beklentisi yüzde 5,9. Ümit Boyner, bu noktada hükûmete, “Ekonomi için biz baz senaryoyu alıyoruz. Ancak mikro reformlar yapılırsa iyimser senaryoya da inanırız.” mesajını gönderdi. Başkan ayrıca IMF konusundaki kafa karışıklığına dikkat çekerek, hükûmetten bu konuda tutarlı bir söylem beklediklerinin de altını çizdi.

TÜSİAD’IN 2010 İÇİN MAKRO EKONOMİK SENARYOSU

Kötümser Baz İyimser

GSYM büyüme hızı 1.4 3.8 5.9

Enflasyon 6.4 8.5 8.3

Merkezi Bütçe Dengesi * -7.0 -5.4 -4.7

Faiz Dışı Fazla * -1.4 -0.9 -0.3

$/TL 1.561 1.537 1.428

Avro/TL 2.341 2.305 2.100

İhracat (milyar $) 104.9 111.4 122.5

İthalat (milyar $) 148.7 158.5 176.0

Dış Ticaret Dengesi (milyar $) -43.8 -47.1 -53.5

Cari İşlemler Dengesi * -2.6 -3.3 -4.5

Avro bölgesi büyüme hızı 0.3 0.6 0.9

(*) GSYH’ye oran

İsterseniz yorum yapabilir, veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz.

Henüz Yorum Yok “TÜSİAD’da ses de var, görüntü de…”

Yorumunuzu Belirtin


Chat plugin by BoWoB Chat for Wordpress