Evet, hem de çok yanlış. Yanlış şarkılar öğrettiler, yanlış filmlerdi izlettikleri, masallarımız da
yanlış, öğütler, örnekler hep yanlıştı. Masallar dinledik, öğrenince okumayı kendimiz okuduk.

Murada eriliyordu mutlaka, mutlaka iyiler kazanıyordu sonuçta ve kötü…ler mutlaka bir
şekilde buluyordu cezalarını. Annelerimiz; yalanın kötü olduğunu öğretti, her konuda, her
koşulda, doğruyu söylemeyi, doğru olanı yapmayı öğretti. Olsun dedi, varsın olsun, sen doğru
çizginden şaşma, utanır o bir gün yaptığı ayıptan, gelir özür diler üstelik, hem örnek olmalısın
çizginden şaşmayarak, uyma sen ona, gerekirse öbür yanağını da uzat tokat atarsa. Varsın taş
atsın, sen devam et ekmek atmaya. İstersen denize at, ama yapmaktan vazgeçme iyiliği,
varsın bilmesin, Halik bilir dedi. Onuru öğretti, erdemi, haysiyeti, şerefi, insanlığı ve
gereklerini. Aferinler aldık uydukça öğütlere, akıllı uslu kızlar, erkek çocuklar olduk. Okula
başladık istiklal marşı eşliğinde, göğsümüz kabardı Türk oluşumuzla, bir karış toprak uğruna
bile binlerce can verildiğini, sel gibi kan aktığını öğrendik. Ant içtik her sabah, bir gün her
bir satırını unutacağımızı bilmeksizin. Şarkılar öğrettiler okullarda: Orda bir köy var uzakta.
O köy bizim köyümüzdür. Gitmesek de, görmesek de O köy bizim köyümüzdür ….

Sen ne güzel bulursun gezsen Anadolu’yu Dertlerden kurtulursun gezsen Anadolu’yu. Ne güzel
toprakları var…
Sandık ki gerçekten gitmesek, görmesek de biz, gidenler görenler olacak, ne yapılması
gerekirse yapacak, hizmet götürecek, okul, iş, aş, yol götürecek büyüklerimiz, sıramız gelince
de biz. Gidip görürsek gerçekten güzel bulacağız, güzellikler bulacağız sandık.
Dertlerden
kurtuluruz gerçekten sandık. Oralardakileri de kurtarırız sandık. Bilemedik o toprakların gün
gelip satılacağını. Bilemedik kimsenin gitmeyeceğini, görmezden geleceğini sorunlarını. Yıllar
sonra bile hâlâ yolu, okulu, hastanesi, doktoru, öğretmeni, iş sahası olmayacağını, hâlâ kızların
ın okutulmayacağını, hâlâ ağalar, töreler ve de gün gelip, o zamanlar ne olduğunu bile
bilmediğimiz teröristler olacağını oralarda ve de ülkenin başına bela olacağını, canından
ezdireceğini o yörelerdekileri ve tüm ülkeyi. Birimizi dağa çıkartıp, diğerimize düşman ederken,
diğerimizi ona karşı gitmek zorunda bırakacağını.

Kardeşi kardeşe kırdıracağını birilerinin ve gencecik bedenleri verdireceğini toprağa,
en yakın arkadaşımızın Kürt oluşu ya da başka bir din veya ırktan hiç önemli değilken,
kardeş kardeş oynarken, büyüdüğümüzde düşman belleteceklerini, tıpkı evcilik ya da misket
oynadığımız arkadaşımızla sağ sol diye düşman edeceklerini, ikiye ayıracaklarını bizi
bilemediğimiz gibi. Hiç kimseyi başı örtülü ya da açık diye ayırmayıp dikkatimizi bile çekmezken o günlerde, başı açık annemizle, başı kapalı olan
arkadaşımızın annesinin can ciğer komşu olduğunu unutup bu gün can düşmanı olacağını da.
Biri başını aç, diğeri kapa diye bağıracağını da bilemedik. Sırada ne var bölmek adına
bilemediğimiz gibi şimdi. Dinin İslâm senin dediler. Herkes eşittir, yoktur kimsenin kimseye
stünlüğü dediler. İnanan haram yemez, başkasının malına, namusuna göz dikmez, çalmaz, hak
yemez, rüşvet alıp vermez, işçisine teri soğumadan verir hakkını, açsa komşusu, tok yatmaz
dediler. Hacca gitme, hacet bitir önce dediler. Namaz var bu dinde, Allaha teşekkürün bu,
ama göstererek, ereklerine ulaşım aracı olarak değil, hatta gizli bir yerde kıl, o senin Allah’la
arandaki şey, kimseyi de yargılama bu konuda, tek yargıç Allah’tır dediler, Orucu da isteyen
tutar, hesabını sormak sana düşmez dediler. Sofranda, fakirler, muhtaçlar da olsun, onları da
unutma, tut ellerinden, gösteri iftarları düzenleme, günahtır öylesi, ayıptır dediler. Akrabayı
terk etme, dosta ve ahde vefa esastır bu dinde, bağışlama, hoşgörü dinidir dediler. İnandık
ve öyle de uyguladık. Her inandığını söyleyen de aynını yapar sandık, ya da, sadece gösteri
için uygular görüneni inanmış sandık. İzlediğimiz filmlerde de hep sonuçta iyiler kazandı. Hep
erdiler muratlarına, kötülerdi kaybedenler. Yaşamı hep yalılarda, güllük gülistanlık sandık.
Memlekette hiçbir sorun yok sandık. Her Türk asker doğar, her asker gerekirse Atatürk olur
sandık. O nedenle ki Çankaya’ya çıkarttık, bilemedik netekim ressamdan ibaret, sadece
Atatürk’e özenti, Atatürkçülük oynamaktan öte olamayacağını.

Öncesi ve de sonrası sorunlarımızı da çözecek sandık, Atatürk gibi olacak sandık.
Vatanseverleri vatan haini, düşmanı vatanperver sandık! Astık, yaktık, vurduk kimini,
kimini sürdük, kimini mahkum ettik, kimine bir gömülümlük toprak parçasını çok gördük.
Aşkları da filmlerdeki gibi sandık, duru, özverili, karşılıksız, çıkarsız, tertemiz ve de sevgiliye
güvenilir sandık. Hep mesafeli, el değmemiş, aynı yatağa bile girmeksizin, diğer yandan da,
ayıp, günah bildiklerimizi yok var saydık. Her şey çok güzel olacak sandık, her şey iyiye
gidecek…
Her şey masallardaki gibi, filmlerdeki gibi olacak sandık Verilen sözler tutulur, yalan söylemez
kimse, herkes onurludur, şerefli, haysiyetlidir sandık. Komşusu, halkı açken tok yatmaz kimse
sandık.
İyiler, doğrular kazanacak… Kötüler kaybedecek… Cezalarını çekecekler sandık!..

SEVGİLER….